Hakkımızda

Geçmişten Günümüze Meltem Reklam

Kurucusu Sadri Kuşçu'nun kaleminden MeltemReklam'ın hikayesi...

Ben Sadri Kuşçu. 1959 Mustafakemalpaşa doğumluyum. Evli ve iki çocuk babasıyım. 1978 yılında amatör olarak başladığımız işimizi ilk günden bugüne dek sektör değişimlerine ayak uydurarak geliştirmeye devam ediyorum.

Öncelikle söylemeliyim ki, bu işi kendim öğrendim. Yani bir ustam yoktu. Öğrencilik yıllarımızda okulda dönem ödevleri hazırlanırdı. Dersin öğretmeni de hazırladığınız içeriği inceler ve size notunu verirdi. Yeteneğimi ilk fark edişim o öğrencilik zamanlarında oldu. Hazırladığım dönem ödevlerine kapak yapardım, güzel motifler çizer, onları keçeli kalemler ile süslerdim. Öğretmenimiz benim

hazırladığım ödevin kapağını görür, itina ile yaptığım, uğraştığım o kapağı gördüğünde içeriğine bakma ihtiyacı hissetmezdi bile. Okulda da zamanım oldukça arkadaşlarımın ödevlerine de kapaklar hazırlardım. Yeteneğimin takdir görmeye başladığı ilk zamanlar, o zamanlarımdır. Mustafakemalpaşa Endüstri Meslek Lisesi son sınıfta okurken Tatkavaklı’daki arkadaşım Necati Aydın bir bakkal dükkanı açtı, adı Merkez Bakkal olacaktı. Bana “Sen hep kağıtlara yazıp çiziyorsun, yani açtığım bakkalın camına da bir yazı yazar mısın?” dedi. Tabii kabul ettim, ancak o zaman boyam ve fırçam yoktu. O zamanlar eşim Bursa Eğitim Enstitüsü öğrencisiydi. Kendisinden bana samur fırça bulmasını istedim. Samur fırça çok özel bir fırçadır. Eşim de bu fırçayı almak için aramış ancak bulamamıştı. Sonrasında Bursa’nın o zamanki en iyi ustalarından olan Sami Tartan’dan kendi kullandığı bir fırçayı satın alıp getirdi. Bende 250 gr’lık boyalardan alıp 1,5 saat içinde “Merkez Bakkalı Necati Aydın” diye dükkanın camına yazıyı yazdım. Ertesi gün bakkalın yanındaki terzi Aydın usta onun da iş yerinin camına yazı yazmamı istedi. Bu iki işyerinden sonra aynı meydanda bulunan berber dükkanının sahibi de iş yerinin camına yazı yazmamı istedi ve onunda camına yazı yazdım. Yazıları yazıyordum ancak bu yeteneğe ve emeğe o zaman için bir değer biçmemiştim. Genelde takdiri ve alacağım ücreti müşterinin kararına bırakıyor, ücret konusunda bir ölçüt bulamıyordum. Ancak iş yerleri camlarına yazdığım yazılardan sonra bu işin geleceğinin olduğunu fark ettim.

O dönemlerde babam orman işletmesinden emekli olmuş ve tekel büfesi açmıştı. O dükkanı ikiye böldük. Bir tarafta babam çalışırdı diğer tarafta ben çalışırdım. 80cm x 50cm ölçüsünde bir cam parçası kestirmiştim, eşimin aldığı samur fırça ile o cam üzerinde çeşitli denemeler yapıyordum. O dönemde Mustafakemalpaşa’da bu işi yapan bir aile vardı, onlara gittim, tecrübe kazanmak ve işin püf noktalarını öğrenmek için istekte bulundum ama bana yardımcı olmadılar, bu olay beni üzmenin yanında daha da hırslandırdı. Ben de Bursa’ya işinin ehli usta Sami Tartan’ın yanına gittim. Haftada iki gün onun yanına gidip bu işi nasıl yaptığını izledim, püf noktalarını görmeye çalıştım ve kendimi geliştirmeye başladım.

1980 yılında İstanbul Kâğıthane’ye askerlik için gittim. İlk günlerde meslek sahibi olan askerler belirleniyordu ve komutan “tabelacı var mı” diye sordu, hemen elimi kaldırdım. Bana fırça ile yazı yazıp yazamayacağımı sordu. Yazıyorum deyince bana gerekli olan malzemenin alınması için emir verdi. Ertesi gün içtimadan sonra komutan beni yanına çağırdı, oldukça sert biriydi. Bana; “Malzemeler burada, kapıya Levazım Yüzbaşı Osman Erus yazacaksın! Sen yazacaksın bende seni izleyeceğim.’’ dedi. 20 günlük acemi asker olmama ve hayli telaşlı olmama rağmen işimi iyi yapıyordum. Yazıyı yazdığımda komutan geldi ve çok beğendiğini söyleyip takdir etti. Bu tip işler için bana yetki verdi. Ben de içtimada asker arkadaşlarıma “tabelacının yanında çalışan var mı” dedim ve yaklaşık 10 kişi el kaldırdı. Onları yanıma yardımcı olarak aldım. Bize çalışabilmemiz için malzeme ve yer verdiler. Kendi iş işyerimi ilk kez aslında orada kurmuş oldum. Yanıma aldığım askerlerden de çok şey öğrendim. Yapılan çeşitli iş ve uygulamalarla bildiklerimizi birbirimizle paylaşarak kendimizi geliştirmeye devam ettik.

Askerlik sonrası 1983 yılında evlendim, eşimin mesleği gereği tayini Ordu Fatsa’ya çıkmıştı. O dönemde de Fatsa’da hiç tabelacı yoktu. Tabela yazanlar da şablon ile yazı yazıyorlardı. Fatsa’da Derya Kitabevi diye bir kırtasiye vardı, benden iş yerine bir yazı yazmamı istedi. Bende bir şartla yazacağımı söyledim; yazıyı pazartesi günü yazacaktım. Sebebi ise Fatsa’nın halk pazarının pazartesi günü olmasıydı. Hem daha çok kişi görmüş olacak, hem de insanlar beni tanıyacaktı. Pazartesi günü yazıyı yazmaya başladım, yazıya devam ederken bir ara arkamı döndüğümde yaklaşık 50 kişi beni izliyordu. İşte o gün profesyonel anlamda tabelacılık hayatım resmen başlamış oldu diyebilirim. O işten sonra Ordu, Samsun, Terme, Ünye, Perşembe, Giresun, Trabzon il ve ilçelerindeki otobüs firmalarına yazı yazmaya başladım. 11 yıl Fatsa’da çalıştım. Fatsa’da birçok güzel hatıra ve dost biriktirdim. 1993 yılında memleketimize geri döndük.

1993 yılında dönünce hemen dükkân açtım. Meltem ismini severdim. Allah bana iki erkek evlat verdi, ancak ben dükkanıma Meltem Reklam ismini verdim. Bizim başladığımız yıllarda teknoloji şu anki seviyesinde değildi. Bizde yetenek, tecrübe ve bunun getirdiği bir ustalık vardı. O zamanlar her tabelacının kendine has bir stili vardı. Yaptığınız iş imzanız olurdu. 22 yıl boyunca fırça salladım. 2000li yılların başına kadar fırça, tabela askısı, ıspatula ve altın varak gibi malzemeler ile bu işleri yapardık. Emeğe saygı vardı ve tabelacılık bir sanattı. Fırça ustalığı günümüzde çok az kişinin yapabildiği bir ustalık eseri iken geçmişte daha çok kişinin yaptığı, hatta yanında eleman yetiştirdiği bir meslekti. Her şeyin elle yapılmasının insana verdiği onuru ve haklı gururu yaşadık yıllarca. Birçok insan tanıdık, onlarla çalıştık. Tabelada resim ve yazı görseli en etkileyici faktör olduğu için, bu işi yapan insanlar isim isim birer usta olarak anılır ve saygı görürlerdi. Tabi şimdi devir değişti, dolayısı ile el işçiliği yok. Ya da yok denecek kadar az. Kısacası ustalık, el işçiliği seri üretime yenik düştü. Temeli yetenek, ustalık ve tecrübe olan bu işte çuval dolusu paranız olsa bile yeteneğiniz yoksa bu işi yapamazdınız. Şimdi ise paranız varsa aldığınız makineler ile bu işi yapabiliyorsunuz. Biz de zamana yenik düşmeden, mesleki gelişmeleri de yerinde takip ederek, yeteneklerimizin ve tecrübemizin yanına teknolojiyi ekledik. Bu konuda gelişmeye, teknolojiyi takip etmeye ve müşterilerimize daha kaliteli hizmet vermeye devam edeceğiz.

Bu işe başlamamın en büyük sebebi eşimdir. Yazdığım ilk yazıdaki fırça bana gelmemiş olsaydı belki bu işe başlayamazdım, bu yüzden kendisine çok teşekkür ederim. 40 yıl önce yazdığım ilk yazıda kullandığım fırçayı halen saklıyorum. Bu işe verdiğimiz emek ve geçmişten bugüne gelen tecrübemizle müşterilerimize, tıpkı onların bize kattığı gibi değer kattığımıza inanıyorum. Bu sebeple tabelacılık mesleği sadece bir adres tamamlayıcı değil, aslında bir kimliğin son noktasının konulmasıdır ve iyi bir tabela ürün sattırır. Kimliğinizin son bu noktası; müşterilerinizin ürününüzle tanışmadan evvel tarzınızla tanışması anlamına gelir.

Neden Bizi Seçmelisiniz?

Müşterilerimizin isteklerine fikir, tasarım, fiyatlandırma, üretim ve iş tesliminde, doğru anda geri dönüşler vermek amacındayız. Müşterinin istediğini bire bir yapmaktan ziyade, isteğine ve amacına en uygun olacak ürünü, en kaliteli şekilde ortaya koymak en büyük çalışma prensibimizdir. İş öncesi fikir alış-verişinden, uygulama anı ve ürün teslimi sonrası ürünümüzün ve yaptığımız uygulamanın arkasında oluruz.

  • Tecrübe
  • Eğitimli Personel
  • Teknoloji Takibi ve Kullanımı

Lazer Kesim

En hassas ve detaylı çizimleri bir çok malzemeye uygulayabiliyor, küçük ya da büyük ebatta hassasiyeti arttırıyoruz

Dijital Baskı

İç ve dış mekan baskı makinalarımızla, yüksek kalitede ve yüksek verimlilikte baskı hizmeti veriyoruz.

Boya

1978 yılından beri tecrübemiz ile yağlı boya, duvar yazıları ve tercihinize göre uygun olan her yerde fırça ile uygulama yapabiliyoruz.